Şu Çılgın Türkler- Büyük Taarruz

26 Ağustos 1922-18 Eylül 1922

                 Tümenler önceden belirlenmiş hazırlık hatlarına ulaşmışlardı… Bütün bunlar sessizlik içinde yapılıyordu… Sis yüzünden taarruz edecekleri tepeleri daha göremiyorlardı. Bir-iki saat uyumak için başlarını tüfeklerine ya da birbirlerinin omuzlarına yasladılar.

                 1.Ordu Komutanı Nurettin Paşa, Başkomutanı, Fevzi Paşa’yı ve İsmet Paşa’yı Kocatepe’de karşıladı. Biraz soğuktan çok da heyecandan hepsinin içi titriyordu. Saat 05.00’e doğru sis dağılmaya başladı. Nurettin Paşa telefonla kolordulara gerekli emri verdi. Önce bir tek top sesi duyuldu. Sonra bütün toplar düzenleme (tanzim) ateşi için gürlediler. 05.30’da batarya komutanları emir verdiler. “Ateş” “Ateş”…Bu kesimde 200 kadar top vardı. Piyadeler tel örgülere doğru ilerlemeye başladı. 20 dakikalık ateşten sonra 10 dakikalık imha ateşine geçtiler. Başkomutan birçok kez İsmet Paşa’ya teşekkür edecekti. 06.45’te 5.Tümen Kalecik Sivrisi’ni ele geçirdi. 10 dakika sonra 15.Tümen’in 38. Alayı’nın da Tınaz Tepe’yi aldığı haberi geldi. Saat 09.00 ‘da 23. Tümen de Belen Tepe’yi ele geçirmişti. Hava bölüğü Yunan İhtiyat Kolordusu’nun düzeninde bir değişiklik olmadığını rapor etti.

                Sabah 2. Ordu’nun ve Kocaeli Gurubu’nun 100 topu da ateşe başlamıştı. Gösteriş taarruzu olduğu için çatışma sert değildi. Ama Yarbay Salih Omurtak’ın komutasındaki 61.Tümen, ciddi bir atılımla cephesindeki güçlü Kazuçuran direnek merkezini ele geçiriverdi. Asıl taarruz yeri kuzey miydi, yoksa güney miydi? Hava hâkimiyeti Türklere geçmişti.

                Ahır Dağı’nın kuzey eteğine yakın Yörükmezarı adlı köyde dağın içinden ovaya kalpaklı süvariler akıyordu.

                Trikupis yetişen 7.  Tümeni 1.Tümen Komutanı General Frangos’un emrine verdi. Yedekte bekleyen Albay Plastiras’ın alayını da 4.Tümen’i takviyeye yolladı. Trikupis İhtiyat Kolordusuu’nun 9. Tümeni de yollamasını istedi.

                Hacıanesti: “ Düşman, Passaris gibi şaşkın. En güçlü olduğumuz yere saldırıyor. İhtiyat kolordumuz taarruza geçince bunları ikiye böler ve ezer. Triikupis’e kaybedilen yerleri geri almasını, İhtiyat Kolordusuna da Çay’a doğru hemen taarruza geçmesini yazalım.”

                Passaris:” İhtiyat Kolordusu 48 saat sonra karşı taarruza geçebilir. General Trikupis’in kolordusunun 48 saat dayanması çok zor. Dumlupınar mevzilerine geri çekilmesi daha doğru olur.”

                Hacıanesti:”O mevziler bir yıldır, böyle bir gün için hazırlanmadı mı? Ben gördüm. Çok rahat dayanır. Aksini düşünen haindir.”

                İngilizler M.Kemal Paşa’ya darbe yapıldığını düşünüyorlardı. Sait Molla bu haberi Ali Kemal Bey’e, Ali Kemal de dostlarına yaydı.

                Üç Süvari Tümeni de Tokuşlar çevresinde toplanınca Fahrettin Paşa her birine bir görev verdi… Birinci ve İkinci Yunan Kolordusunun İzmir’le ulaşım ve haberleşmesi kesildi.

                Başkan Vehbi Hoca, Başbakanı, askeri durum hakkında açıklama yapmak üzere kürsüye davet edince… Rauf Bey: “…Ordumuz bu sabah genel taarruza geçmiştir.

                Yunanlılar direnişe geçmişlerdi. Arazinin yapısı savunmacılara büyük kolaylık sağlıyordu. Takviyeciler de gelince savaş öğle üzeri dengelendi.

                Kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Çıldırmış gibi bir teğmenle emir subayı içeri daldılar. Teğmen “Generalim.”diye inledi. Emir subayı açıkladı: “Türk Süvari Kolordusu, cephe gerimize sızmış efendim.”Trikupis ve Kurmay Başkanı dehşet içinde ayağa fırladılar.

                Kocatepe’de Yunanlılar bazı yerleri geri almaya başlamışlardı. Nurettin Paşa çok sinirliydi. Gecikme Asım Bey’i ve bazı kurmayları da telaşlandırmıştı. Başkomutan savaşı izliyordu… Yemek yememişti. Kahve ve ard arda sigara içiyordu. İsmet ve Fevzi Paşalar sakin görünüyorlardı. Savaş bütün acımasızlığıyla devam ediyordu. Bu sınırlı alanda altmış bin insan boğuşmaktaydı.

                General Valettas ve Albay Passaris, General Hacıanesti’nin Odasına girdiler. Hacıanesti: “Ne var” diye sordu. “Süvari Kolordusu, cephemizi bilinmeyen bir yerden delmiş.”…

                Albay İzzettin Bey, 15.Tümen komutanı Yarbay Naci Bey’den Tınaz Tepe’de kaybettikleri yerleri bu gece geri almasını istedi. Naci Bey 56.Alay Komutanı Yarbay Fehmi Bey’e “asker çok yorgun” dedi. Fehmi Tınaztepe sordu:” Tümenin bütün borazanlarını toplamama izin verir misiniz?”Tınaz Tepe savaşa ara verilen yerlerdendi… Askerler kıvrılıp uyumuşlardı. 90 borazan bir araya gelmişti. Başlarına Teğmen Rıfkı’yı bıraktı. Hücum havası vuran 90 borazan geceyi yırtıp parçaladı. Borazanların uğultusu Yunan mevzilerine gök gürültüsü gibi yansımıştı.

                M.Kemal Paşa, Mahmut Bey’e ve yaverlerine, “Yunanlılar iyi dövüşüyorlar, iyi dövüştükleri için de mahvolacaklar. Çünkü savaşmakla hata yaptılar. Bu gün Dumlupınar’a çekilseler belki kurtulurlardı. Yarmak için gerekli bütün kritik yerler elimizde. Yarın bu iş biter.” Dedi.

                Albay Plastiras askerleri üzerindeki büyük etkisi, kabalığı ve Venizelos’a bağlılığı ile ünlü Evzon alayı komutanıydı. Anadolu’daki gizli Milli Savunma ( Etniki Amiyna ) örgütünün başkanıydı. Trikupis, emrine ek birlikler de vererek Plastiras’ın bir gece taarruzuyla Küçük Kalecik’i geri almasını istedi. Albay gece taarruzunu tehlikeli bulduğunu,sabah hareket edeceğini söylemişti..!

                 Çarıkları parçalandığından askerler çıplak ayak taarruz edeceklerdi. Albay Kemalettin Sami Bey tümen komutanlarına dedi ki:”Birlikleriniz imha derecesinde sarsılsa bile bu gün hedeflerinizi zapt edeceksiniz.” Albay İzzettin Bey Tınaz Tepe’ye geldi. “Bu gün ne pahasına olsun cepheyi yaracağız”

                Önce en sağdaki Efe Kazım’ın 8.Tümeni saat 04.00’te sessizce ilerledi. Bu kesimdeki… Kurtkaya direnek merkezini 04.30’da ele geçirdi. 36.Alay’dan Üsteğmen Agâh… Alnından vurularak şehit düşmüştü.4.Kolordu’nun yarma kesimindeki iki tümeni hücum mevzilerine girmiş bekliyordu. Tan atarken topçular düşman mevzilerini dövmeye başladılar… Top ateşi kayarken birlikler hücuma geçtiler… Ağır kayıp veren Yunanlılar kuzeye doğru kaçtılar. Plastiras harekete geçene kadar Türkler ezip geçmişlerdi. Erkmen Tepesi saat 06.00’da düşürüldü. Soldaki Birinci Kolordu tümenleri de birbirleriyle yarışmaktaydılar… Cephe yarılmış olacak. Sincanlı ovasına ineceklerdi.

                Paşalar Kocatepe’ye gelmişlerdi… Yalnız Çiğiltepe karşısındaki 57.Tümen etkisiz kalmıştı. M.Kemal Paşa bu tümenin komutanı Albay Reşat Bey’i severdi. Emrinde çok başarılı hizmetler görmüştü. Teşvik etmek için telefon etti:”Reşat Bey hala hedefinize ulaşamadınız. Bir sorun mu?  ”var?” “Yarım saat sonra ulaşacağız efendim. Söz veriyorum. “Peki, size güveniyorum.”

                Müsteşar Rattigan General Harington’u telefonla aradı:”Türklerin taarruz ettiği hakkında bir söylenti var.” “Aslı yok. Mr. Rattigan. Keyfinize bakınız.”

                Trıkupis: “Lanet olsun” Türkler bugün dünden de hızlıydılar. 9.Tümeni tekrar istemişti ama Hacıanesti yine izin vermemişti. İkinci Kolordu’nun ertesi gün Çay doğrultusunda taarruz etmesinde ısrar ediyordu. Bu doğru bir karardı ama Afyon’un ayakta kalması şartıyla. Kurmay Başkanı Merentidis Afyon’u boşaltmak gerektiğini düşünmekteydi. 4.Tümen Komutanı General Dimaras çıkageldi. Perişan haldeydi. “ Bu iş bitti. Artık tutunamayız. Karargâhım bile düşmanın elinde.” Bir Türk avcı uçağı binanın çatısını yalayarak geçti. Trikupis Frangos’u aradı: “General ne durumdasınız?”

“Ateş hattındaki birliklerim dağılmak üzere. Ancak silah zoruyla tutabiliyorum.  Cephe yarılmak üzere.” Bir gürültü oldu. Hat kesilmişti.  Kurmay Başkanıyla bakıştılar ve anlaştılar. Karargâh mensuplarını topladı: “Direnmenin anlamı kalmadı. Kuzeybatıya çekilip ordunun emrini bekleyeceğiz. Merentidis birini Frangos’a yolla. Dumlupınar’a çekilsin ve bizi mutlaka orada beklesin.”

                Afyon Rum ve Ermenileri istasyona hücum ettiler. Şaşkın bir karargâh görevlisi 1.Kolordu’nun telsizini de ilk katara yükletti. Rum ve Ermeni göç kafilesi oluştu. Kimi askerlere karışıp gidecek, kimi Kütahya’ya doğru yürüyecekti.

                Yarım saat dolalı hayli olmuştu. Çiğiltepe düşmemişti hala. M.Kemal Paşa Reşat Bey’le görüşmek istedi. Telefona Emir Subayı Üsteğmen Bozkurt Kaplangı çıktı. Bozkurt zorlukla “Reşat Bey az önce intihar etti efendim. Size bir açıklama bırakmış. Okuyorum:”Yarım saat içinde size o mevzii almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam.” Üsteğmen Başkomutan’ın teselli edici sözlerini ağlayarak dinledi.

                Hacıanesti’nin yaveri Yüzbaşı Kazanidis, yazmayacakları sözünü aldıktan sonra gazetecilere, “Türkler dün taarruza geçtiler. Daha doğrusu M.Kemal itibarını kurtarmak için ordusunu ateşe attı. Birkaç gün sonra burada sizi esir M.Kemal ile tanıştırabilirim.” dedi. Saat 13.00’tü. İzzettin Bey kolordusunun ileri müfrezeleri,…savaş kalıntılarını aşarak koşuyorlardı. Yunanlıları yakalamak istiyorlardı. 15.Tümen’den Teğmen Rıfkı ile takım çavuşu zıngadak durdular. Geniş bir ovada dağınık düşman birlikleri kuzeye doğru kaçıyorlardı. Teğmen: “Çavuş burası Sincanlı Ovası”…Çavuş geriye döndü: “Cepheyi yardııık.” Afyon müstahkem mevkii ancak 32 saat dayanabilmişti. Son olarak General Trikupis ve karargâh kadrosu koşar adım komutanlık binasından çıktılar… Yunanlılar yaktılar. Türkler, İmaret Camisinde aç ve susuz bırakılmış olan Türkleri kurtardılar.

                Trikupis’in Afyon’u boşalttığını öğrenen General Digenis, Kurmay Başkanıyla görüştükten sonra kararını verdi: “Biz de Eğret’e (Anıtkaya ) doğru geriye çekilelim. Tümenlere bildirin.” Trikupis’in tümenleriyle birleşerek (Süvari Kolordusu’nun 2. Tümeni de Digenis’in Kolordusu’na doğru yürüyordu.) geride sağlam bir savunma hattı kurabilirlerdi.

                23. Tümen, Yunan cephesinin gerisindeki Türk köyü Sinir köy’den (Tınaztepe) geçerek kuzeybatıya doğru ilerleyecekti. Yamaçtan aşağıya inerken tümen bandosu İzmir Marşını çalmaya başladı. Saat 14.00’tü. Tümen Komutanı Kolorduya şu raporu gönderdi: “Sinir köy’deyim. Gazi Başkomutanımızı cephede görmediğinden bahseden Hacıanesti’nin Sincanlı Ovası’nı dolduran perişan birliklerinin kaçışını seyrediyorum.”

                1.ve 7.Tümenler(General Frangos) kuzeybatıya doğru çekiliyor. Bunları İzzettin Bey’in kolordusu takip ediyordu. Dördüncü Kolordu da Sincanlı ovasına inmiş, demiryoluna yanaşıyordu. 2.Ordu karşısındaki Yunan cephesinin sağ yanı(Afyon yanı) boş kalmıştı. Bu cephedeki tümenlerin geri çekilmesi için 2.Ordu’nun sol yanını biraz ilerletmesi yetecekti. Durumun Y.Şevki Paşa’ya telefonla bildirilmesi kararlaştırıldı. Asım Bey durumu anlattı. Y.Şevki Paşa itiraz etti.”Benim cephemden çekilen yok. Harekete geçemem. Güya düşman Afyon’dan çekiliyormuş. Yalan!”Y.Şevki Paşa’nın cevabı İsmet Paşa’yı kızdırdı. M.Kemal Paşa, hareket emrini doğrudan birlik komutanlarına ver…” 2.Ordunun önü açılacak ve durum kuşatmaya doğru gelişecekti.

                İzmirli Süvari Teğmeni Yıldırım Kemal, sıkıldığı için üç gün önce hastaneden kaçmış, bir at ele geçirip Ballı kaya’dan Ahır Dağına dalıp, keçi yolunu bir başına aşmıştı. Fahrettin Paşa’yı buldu. Paşa eski alayına verdi. Alay Küçük köy İstasyonunu ele geçirmek için demiryolu muhafızları ile çarpışıyorlardı. İki saat sonra genç İzmirlinin şehit olduğu haberi geldi.

                 Hacıanesti ve Stergiadis akşam yemeği yiyorlardı. Hacıanesti, tek sorunum Trikupis’le çabuk haberleşememek. ”Haydi, şerefe!”Yaveri Yüzbaşı Kazanidis sessizce yaklaştı.”Cephe yarılmış efendim.”dedi. Toplantıda G.Valettas durumu toparladı.”Trikupis( düşmandan önce) ve G.Frangos Dumlupınar’a çekilmeli.”

                8. Tümenden bir alay saat 17.30’da Afyon’a girdi. Alay Komutanı 2 bölüğü yangınları söndürmeye yolladı. Kalanlar, dualara arasında yürüdüler. 4. Kolordu’nun öteki 3 tümeni de hızla tepelerden aşağıya, Afyon’un batısına iniyordu. Görevi, Yunan Tümenlerinin Dumlupınar’a çekilmesini önlemek ve imha etmekti.

                Milletvekilleri, haber bekliyorlardı. Kazım Özalp Paşa; “2 saat önce Afyon’a girdik” dedi.

                27 Ağustos gecesi pek az çatışma oldu.

                Türkler, 28 Ağustos sabahı erkenden düşmanın peşine düştüler. 23.Tümen 4. Yunan Tümeni ile karşılaştı. Bu tümenin güneyini, Albay Plastiras alayının koruması gerekirken Plastiras emri dinlememiş, gece haber vermeden alayını alıp daha kuzeye gitmiş. 4. Tümenin güneyini açık bırakmıştı. 23. Tümen taarruza geçti. Baskına uğrayan 4. Tümen dağıldı. General Dimaras, ertesi gün yanında kalmış olan 500 asker ile Trikupis’e sığınacaktı.

                Eski mürettep tümen komutanı Yarbay Zeki Soydemir, 2 süvari tümenin komutanıydı. Eğret Köyü’ne yaklaşıyordu. Köyün yakınında büyük bir Yunan ordugâhı bulunuyordu. Süvari Tümeni, 2’ye ayrıldı yarısı ateş baskını yaptı. Yarısı da hücuma kalktı. Böylece, kendisinden 4 kat kalabalık ve güçlü 9.Tümen ile savaşarak, bu büyük tümenin ve çevresindeki birliklerin yürüyüşünü 6 saat geciktirdi, çok kayıp verdi ama Trikupis-Digenis kuvvetlerinin hızını keserek, Dumlupınar’a yetişmelerini engellemiştir.

                Süvariler toparlanmak için daha kuzeye çekilince, İkinci Kolordu karargâhı ve 9.Tümen batıya doğru yürümeye başladı. Bir Yunan öncü birliği Olucak Köyü’ne girdi. Öncü,  kaçamayan köylüleri ve çocukları bir eve toplayıp yaktı. Birinci ve İkinci Kolordu komutanları, karargâhları… ambulans ve at, akşam Olucak Köyü’nde ve çevresinde toplandı. Geç saat’te 4.Tümen komutanı da kalan 400 adamıyla geldi. Trikupis’in kıdemli komutan olarak İkinci Kolordu’ya da emir verme yetkisi vardı. İki Kolordunun komutanı olarak kararını verdi. Gerekirse savaşarak Dumlupınar’a çekileceklerdi. Kılavuz bulamamışlardı. Karanlıkta Türk süvarilerinin hücumuna uğrama olasılığı da vardı. Yola sabah çıkılmasına karar verdi. Yarı aç yattılar.

                29 Ağustos sabahı İzzettin Bey kolordusu Frangos kuvvetlerini yakalamak için harekete hazırlanıyorlardı.15.Tümen’in 56.Alayı da yürüyüşe geçmek üzereydi. Ama yaşlı bir kadın Fehmi Bey’in eline yapışmış bırakmıyordu. Ortalık bayram yerine benziyordu. Yaşlı kadın:

“Biz sizi 3 yıl bekledik… Ben Üsküplüyüm. Ay yıldız nereye ben oraya. Sonunda Anadolu’ya geldik. Düşman buraya da yetişti. Al sancak orduyla Ankara’ya gitti. Mecalim yok ki yine peşine düşeyim. O dönene kadar ölmemeye ahdettim. Ordu da o da döndü. Ama bir açıp da sancağın yüzünü göstermediniz.” Dedi. Sancaktar ve muhafızlar usulünce sancağı açınca, kadının yüzüne nur yağdı. Sancaktar sancağı kaldırdı. Al sancak kadının başının üzerinde dalgalanmaya başladı. Alay’la birlikte,…ayrılık çeşmesine kadar yürüdü.

                Dumlupınar iyi bir savunma mevzii idi. Refet Bele Paşa geri alamadığı için Yunanlılarda kalmış, yedek hat olarak iyice berkitilmişti. Frangos kuvvetleri! Dumlupınar’a yerleşti. Uşaktan Albay Gonatas(2. Tümen) yardıma yetişti. İzmir’den cephane ve yiyecek de geldi. Ama İzzettin Bey’in kolordusu çok şiddetle yüklendi. Frangos komutasındaki kuvvetler bir gerideki hatta çekildiler. Sadece müstahkem mevziin en kuzeyinde Albay Plastiras’ın alayı kaldı. O da geri çekilemiyordu.23. Türk Tümeni’yle boğuşmaktaydı.

                Trikupis-Digenis kuvvetleri Frangos kuvvetleriyle buluşmak amacıyla sabah çok erken Hamur Köyüne gitmek üzere Olucak’’tan ayrılmışlardı. Kemalettin Sami Bey’in Kolordusu Trikupis-Digenis kuvvetlerini Hamur köyüne yürürken yakaladı ve taarruza geçti. Ağır Topçu Alayı savaşa yetişecekti. Kuzeyden gelen 14. Süvari Tümeni de Yunan kuvvetlerini top ateşi altına aldı. Hava kararırken iki alayıyla da atlı hücuma geçti. Yunan birliklerinin içine ilk dalan 3.Alay’dan Yüzbaşı Şekip’in bölüğü oldu. İki bine yakın Yunanlı direnmeden esir oldu. Yüzbaşı ancak 10 muhafız ayırabildi. Bir kurşunla vurulan Yüzbaşı Şekip ve 23 er Yunanlıların içinde kalarak şehit oldular. Bu durumu öğrenen 3. Süvari Alayı Komutanı Yarbay Ferit kahroldu.

                Y.Şevki Paşa Yunan kuvvetlerinin çekildiğini sonunda kabul etti ve o da ordusunu batıya doğru hızla ilerletti. Güneyde Dördüncü Kolordu, kuzeyde Süvari Kolordusu vardı.2.Ordu birlikleri de doğudan yanaşacaktı.

                 9.Tümen’den güçlü bir birlik, hava kararırken, ateş hattının gerisinden Çal-Dumlupınar yoluna çıkarak Dumlupınar’a doğru ilerledi. Birliğin başında Albay Gardikas vardı. Dumlupınar’da beklediğine güvenilen Frangos kuvvetiyle birleşmesi gerekti. Gece yarısına doğru bir otomobilin Hamur’a yaklaştığı görüldü. Gelen Gardikas’ın yolladığı subaydı:”Dumlupınar’a 3 km. kadar yaklaşmıştık. Fakat bir düşman birliği önümüzü kesti… ama Albay Gardikas sonuç alacağımızı hiç sanmıyor. Düşman çok sert.” Ümitsizlik iniltileri duyuldu… 12.Tümen Kurmay Başkanı Yarbay Saketas öne gelmişti: “Susun korkaklar! Benimle birlikte Dumlupınar yolunu açmak ve orduyu kurtarmak için ölmeyi göze alacak gönüllü var mı aranızda? “ Gönüllü subaylar ve askerler yarbayın arkasından yürüdüler. Trikupis, Dumlupınar yolunun açılması için savaşan Gardikas birliğinin hemen takviye edilmesini emretti. “Teslim olmak sözünü bir daha duymak istemiyorum… Şimdi Dumlupınar’a yakın olmak için Çalköy’e yürüyeceğiz. Çocuklarım bu gece parolamız “mesalongi” (özgürlük) olsun. ”O kısacık yolu açmak saatler aldı verdikleri kayıp sayısı çok artmıştı. Bazı subay ve asker gece hızla yürüyerek Kızıltaş vadisine ulaştılar ve Frangos kuvvetlerine katıldılar. Albay Gardikas’in başında olduğu birliği Yarbay Ömer Halis Bıyıktay’ın 23. Tümen’i durdurmuştu. Tümen Albay Plastiras’ın Alayı ile savaşırken yaklaşan bu birliği görmüş, Trikupis kuvvetlerinin öncüsü olduğunu anlamış, taarruz ederek yolunu kesmişti.

                23. Tümen’in Trikupis-Digenis kuvvetlerinin yolunu kestiği hakkındaki bilgi batı cephesi karargâhına gece yarısından sonra geldi. Beklenen sonuca varmak için 4 gün yetmişti…  Mustafa Kemal Paşa 1. Ordu Karargâhına ve Fevzi Paşa süvari kolordusu ve 2. Orduya gittiler. İsmet Paşa Afyon’da kalarak genel durumu yönetecekti.

                2. Alay komutanı Yarbay Ferit gözlerine inanamadı. Binlerce Yunanlının içinde kalan 23 erden 17’si şehitleriyle birlikte geri gelmişti.

                Fevzi Paşa, Yakup Şevki Paşa’nın savaş idare yerine gelmişti. Yakup Şevki Paşa “Afyon cephesini yardık, düşman ordusunu 3’e böldük ve 4 günde düşmanın iki kol ordusunu kuşatacak duruma geldik ha! Ben tecrübesiz, kararsız korkak bir asker değilim… Ama ne iddia ettimse tersi çıktı. Neye karşı durdumsa mahcup oldum. Yahu, bu mucizenin sırrı ne?” Fevzi Paşa, Yakup Şevki Paşa’nın elini okşadı sorusunu cevapladı: “M. Kemal Paşa”

                Her yandan yanaşan Türk tümenleri Trikupis-Digenis kuvvetlerini Adatepe’ler civarında daracık bir alana sıkıştırıyorlardı. Yolun sol yanına zaman zaman top mermileri düşüyor, sağlam bir Türk birliği kuşatmaya katılmak için yaklaşıyordu. Birlikler Yunan savunma mevzilerine iyice yaklaştılar. Topçular açığa çıkarak ateşe başladılar.2.Ordu’dan 61. ve az sonra da 16. Tümenler geldi. Adatepe’lerin kuzeyindeki ormana ve tepelere yayıldılar. Otuz bin insan iki Adatepe ile bu tepelerin kuzeyindeki vadiye yığılmıştı. (Ölüm Çukuru).Trikupis teslim olma önerilerini sürekli reddediyordu. M.Kemal Paşa siperin içinde ayağa kalktı. Savaş heyecanı ile doluydu. Kabarıp taşarak haykırdı: ”Hacıanestiii! Nerdesin? Gel de ordularını kurtar!”… Türk Alayı’nın 3-4 km. kuzeyinden geçerek vadiye girdiler. Süvariler Kızıltaş vadisinin bittiği yerdeki geçitte bekliyorlardı…

                İsmet Paşa: “İzmir’e yürümeyi düşünüyorum.” Amaç zaferi tehlikeye düşürmeden, vatanı bir an önce geri almaktı.

                30 Ağustos akşamı Kızıltaş vadisine çekilmiş olan Trikupis –Digenis grubu sabaha karşı epeyce kayıp vermiş, dağılıp iki kola bölünmüştü.  İlk Türk birliği saat 18.00’de Uşak’a girdi.

                 Teodokis, “dik kafalı, aptal Hacıanesti ile bu iş yürümez. Düşman, çok hızlı ve güçlü. Onu ancak, yeni ve iyi bir komutan durdurabilir.”Kral: “Kim?”Stratikos atıldı bence “General Trikupis”. Baltacis: “İngiltere aracılığıyla mütareke isteyelim” dedi.

                 General Trikupis teslim olma isteğine bir süre karşı koyduysa da askerin kesin tavrı karşısında teslim olmayı kabul etmek zorunda kaldı. Birinci ordudan, bir birliğe teslim oldular. Görevliler önce kurmay başkanlarını kafileden ayırıp batı cephesi kurmay başkanı Albay Asım Gündüz’ün odasına getirdiler. Yangınlar, yağmalar, cinayetler yüzünden Asım Bey çok kızgındı. “ Sizleri, askerlik ve insanlık kaideleri içinde savaşan düzenli bir düzenli bir ordunun kurmayları diye mi, yoksa ahlak ve kanun dışı, kanlı bir çetenin mensupları olarak mı karşılamak lazım? Tereddüt içindeyim.” dedi… Sonra cephe komutanı İsmet Paşa, kabul etti. İsmet Paşa kısa bir konuşmadan sonra iki kol ordu komutanını M. Kemal Paşa’nın huzuruna götürerek Paşa’ya takdim etti. Başkomutan sağına Fevzi Paşa’yı, soluna İsmet Paşa’yı almıştı. M.Kemal Paşa konuşmasının sonunda, “Hacıanesti yerine başkomutanlığa atandığınızı biliyor musunuz?” diye sordu. “Hayır.” Utanç içinde önüne baktı.

“Üzülmeyin general. Siz vazifenizi yaptınız artık misafirimizsiniz.”

                Büyük komutanlar, Adala’daki 2.kolordu karargâhında törenle karşılandılar. Yakup Şevki Paşa, M.Kemal Paşa’nın önüne geçti. Elini uzattı: “Paşam! Sen haklı çıktın. Ver elini öpeyim. M.Kemal Paşa sarıldı: “Estağfurullah. Ben sizin ellerinizden öperim.”

“Bu zafer senin azmin sayesinde kazanıldı.”

“Hayır, Paşam, milletin gayreti, sizin emeklerinizle kazanıldı. Bu zafer hepimizin.”

Yakup Şevki Paşa “Sen bu millete Allah’ın bir lütfüsün.”

                İsmet Paşa, barış istedik. Sonuç alamadık vatanımızı kurtarmak için silaha sarıldık. Bir gün, Yunanlıların da gerçekleri anlayacaklarını ve dost olacağımızı düşünüyorum.

                Süvari kolordusu, 9 Eylül cumartesi sabahı 2 kol halinde, marşlar söyleyerek İzmir’e yürümeye başladı.  Süvari kolordusu komutanı Fahrettin Paşa, Karşıyaka’nın yalı boyuna çıkmak için denize inen sokaklardan birine girdi. Uzun boylu bir gölge belirdi. Fahrettin Paşa’nın gözleri doldu. Annesiydi bu.

                M.Kemal Paşa İsmet Paşa’ya “Biliyor musun, bir rüya görmüş gibiyim.” dedi. Gazi Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Mahmut Soydan, Halide Edip Hanım, Ruşen Eşref ve Salih Beyler odaya girdiler. Paşa, “Yahu İzmir’e girdiğimiz akşamdır bu. Bu kadar sessiz oturulur mu? Bari şarkı söyleyelim.” dedi.

“Yine bir gülnihal…”şarkısını söylediler.

                9 Eylül günü İzmir’de ne sıkıyönetim ilan edildi, ne sokağa çıkma yasağı.

                Paşalar, 10 Eylül 1922 Pazar sabahı İzmir’e geldiler. Nurettin Paşa, Hrisostomos’u azarladı. Hrisostomos konaktan çıktı. Meydandaki insan denizinin içine karıştı. Halk, Hrisostomos’u linç etti.

                Karşıyakalıların M.Kemal Paşa için evin önünde birkaç basamakla çıkılan mermer girişin üzerine bir Yunan bayrağı serilmişti. Paşa sordu: “Bu niçin?” “Kral kalacağı eve, bizim bayrağımızı çiğneyerek girmişti. Ne olur Paşam siz de onun gibi yapın.”M.Kemal Paşa, “Sizi anlıyorum,  ama o bir milletin timsalini çiğnemek ile hata etmiş. Ben o hatayı tekrar edemem.”

                Nurettin Paşa, “Bence, derhal Çanakkale ve İstanbul üzerine yürüyerek İngilizleri de defedelim.” dedi. İsmet Paşa, “Ben size bir şey söyleyeyim mi? Zafer sırça kadehe benzer. Ancak, dikkatle kullanılırsa işe yarar. Yoksa kırılır. Bir daha da eski hale getirilemez.”

                M.Kemal Paşa, “Eğer İngilizler savaşmayı göze almışlarsa, ilk ateşi onlar açsınlar. O zaman savaşırız. Çanakkale üzerine yürüyüşü Yakup Şevki Paşa idare etsin. Tam onun titizliğine uygun bir iş.”

                  General Marden, Türklerle dostluk yapılmasını yasakladı. Türkler, bizi barışçı bir hava içinde kuşatıp boğacaklar. Kral tahttan feragat ettiğini bildiren yazıyı hazırlattı. Lord Curzon’nun uğradığı muamele ve Fransa’nın Çanakkale olayında İngiltere’yi desteklememesi, Türkler’in kararlılığı Lloyd George’un bütün ümidini kırdı. “Ne yapalım, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir o büyük dâhiyi Türk milleti yetiştirdi. M.Kemal Paşa’ya yenildik.

                Akşam yemeğinde M.Kemal Paşa: “…dünya gelişirken, biz yerimizde sayamayız. Yoksa geleceğin akıllı nesilleri bizi affetmez.”

                Mudanya görüşmelerini İsmet Paşa yürüttü. General Harington, İsmet Paşa’ya, “istediğiniz gibi bir mütareke yaparak, sanıyorum ki dostluğunuzu hak ettik general” dedi.

                M.Kemal Paşa: Dünyanın hiçbir kadını, ben vatanımı kurtarmak için Türk kadınından daha fazla çalıştım. “ diyemez. Öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer sadece eğitim ordusunun zaferi için zemin hazırlamıştır. Gerçek zaferi cahilliği yenerek siz kazanacak siz koruyacaksınız. Çocuklarımızı ve geleceğimizi ellerinize teslim ediyoruz. Çünkü aklınıza ve vicdanınıza güveniyoruz.”

Kaynak: Şu Çılgın Türkler- Turgut Özakman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir