Şu Çılgın Türkler- 10

…Büyük Taarruz’a Hazırlık (devamı)

Y.Kadri, Halide Onbaşı ve İsmet Paşa sohbet sırasında, İsmet Paşa” Ben İstanbul’dan ayrıldığım zaman oğlum kundaktaydı. Aradan iki yıl geçti. Şimdi aslanlar gibi olmuştur. Yakında Konya’ya gelecekler. O günü düşündükçe heyecanlanıyorum. Halide Onbaşı:” İsmet Paşa’nın bakışları ve yüzü, harika bir baba olacağını gösteriyordu.”  Kadınlar uzaktan bakıştıkları askerlerle evlenebilmek için komutanlardan izin almamı istiyorlar, ben de yardım edip duruyorum.” Gelecek konuşuldu. Halide Edip Adıvar Liberal, Y.Kadri Devrimciydi. İsmet Paşa yemeğin sonunda taarruz hazırlıklarını hızlandırmak için yakında cepheye yakın Akşehir’e gideceğiz… Kars’taki topları düşmanın haberi olmadan getirtmeliyiz.”dedi.  Cumhuriyet… Taarruz… İzmir…

                Sürgünleri taşıyan iki gemi 30 Ekim sabahı İnebolu’ya ulaştı. M.Kemal Paşa’ya ortak telgrafı çektiler.

                Hükümet Genelkurmay Başkanı General Dusmanis’i görevden almıştır. Terfi süreleri gelmiş olan Albaylar generalliğe terfi ettirilmiş ve Türk taarruzu sırasında görev almışlardır.

                 Malta sürgünleri yeni görevlere atandılar. Kara Vasıf Bey Meclisteki Enverci İttihatçıları canlandırdı. Muhalefet gurubu oluşturmayı düşünmeye başladılar. Gazi; Fethi Bey, Rauf Bey ve Yakup Şevki Paşayı yemeğe çağırdı. Gazi, Yakup Şevki Paşaya “Fevzi Paşayla görüştünüz mü?”diye sordu. “Evet. Benim için İkinci Ordu Komutanlığını düşündüğünüzü söyledi.” …”Aman Paşam, ölüm kalım kavgası verilirken, kıdem, unvan ve mevki hesabı yapılır mı? Bu ne zırva iş? Biz Malta’da yatarken İsmet Paşa Anadolu ordusunu sizinle birlikte kurmuş bir arkadaşımız. Şimdi omzumuz biraz daha kalabalık diye,  önceki olayların hiçbirini bilmeden, hazıra konup onun yerine mi geçeceğiz? Böyle saçma şey olmaz.” Gazi Rauf Bey’e Bayındırlık Bakanlığını önerdi. Rauf Bey istemedi. Fethi Bey yeni İçişleri Bakanı seçilmişti. Gazi Kara Vasıf Bey’in de Müdafaa’yı Hukuk Grubu Yönetim Kuruluna girmesini isteyecekti.

                 Birinci Ordu Karargahı Çay’a, İkinci O.K. Bolvadin’e yerleşti… Cephe Komutanlığı hazırladığı taarruz planına “Sad” kapanı adını vermişti. En riskli ama en çabuk sonuç verecek olanı seçmişlerdi. Afyon çıkıntısının güneyinden kuzeye doğru yapılacak bir taarruzla Yunan cephesinin yarılması, düşmanın çevrilip imha edilmesi tasarlanıyordu. Planın esasları Başkomutan’a ve Genel Kurmay Başkanı’na arz edilmiş, onay görmüştü.

                 Ali İhsan Paşa sürekli cephe kararlarına itiraz ediyor, cephe kurmaylarını küçümsüyor, hiçbir şeyi beğenmiyordu. Gizli örgütten Seyfi Akkoç 1.Ordudan gelen son yazı hakkında bilgi verdi:”…Ali İhsan Paşa bir tümeni denetlemiş. Diyor ki:” Bunlar adeta ellerine çıplak ve kirli tüfek verilmiş bir fukara kalabalığı. Asker esvaplı %5 insana tesadüf edemedim. Pek çoğunda matara, çanta, ekmek torbası, battaniye, kürek yok. Hepsi eldivensiz…” İsmet Paşa “ Milli Mücadele başlamadan Malta’ya götürüldü. Birçok şeyi yaşamadı. Yaşamadan Milli Mücadelenin şartlarını kavramak kolay değil. Ordu kurulalı bir yıl oldu. Bir yıl içinde 4 kez savaştı. Bunun ne demek olduğunu o da kavrayacak ve sorun olmaktan çıkacaktır.”dedi.

                Savunmaya geçmiş Yunan ordusu, bütün cepheyi özellikle de Afyon ve çevresini çok sıkı şekilde berkitmekteydi (sağlamlaştırmak). İngiliz istihkamcılarının danışmanlık yaptıkları, “Türklerin burayı bir yılda yıkamayacaklarını iddia ettikleri” söyleniyordu. Bu gereksiz güvenin cezasını çok ağır ödeyeceklerdi.

                Rauf Bey’in Bayındırlık Bakanı olmasından sonra Balıkesir milletvekili Vehbi Bolak Milli Eğitim, Dr. Rıza Nur da Sağlık Bakanı seçilmişti.

                Meclis “Nahiye(bucak) ve Köyler İdaresi yasa tasarısının görüşülmesine kaldığı 25. Maddeden itibaren devam etmektedir… Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy yanındaki Zamir Bey’e “Hele bak, adam aklı reddediyor.” Zamir Bey söylendi: “…Böyle küçük kafalardan kurtulmazsak daha çok çekeriz.” Ankara’nın Hacettepe semtindeki küçük, güzel Tacettin Camisi’nde verdiği vaazında “….Aklımızı kullanmazsak böyle mazlum ve garip olmaya devam ederiz.”

                Gunaris, “Bu hain Türklere ihtiyacımız yok.”dedi. “….gerekirse böyle özerk bir yönetimi  biz kendimiz kurarız.”

                Ali İhsan Paşa, Yarbay Halit Akmansü’nün 1.Ordu Kurmay Başkanlığına, Binbaşı Cemil Taner’in de Hareket Şubesi Müdürlüğüne atanmalarını istemiş, istekler, uygun görünmüştü. Atla yakın bir birliği denetlemeye gitmişlerdi.  “…Ben vatana hizmet için gururumdan fedakarlık ettim.Yoksa benim gibi bir komutan İsmet’in emrine girer mi?…Daha orduyu giydirmeyi bile becerememiş…Bu sefiller ordusu,o planla sonuç alma bir yana taarruza kalkmayı bile beceremez…”  Halit Bey “Paşam” dedi. “…Sakarya mucizesini bu beğenmediğiniz sefil ordu yaratmıştı.” Ali İhsan Paşa gazapla baktı: “Düşüncenizi sormadım. Sorduğum zaman söylersiniz.” Atını kanatırcasına mahmuzlayıp ileri çıktı. Cemil Taner Halit Bey’i susturdu. “Sus, sonra konuşuruz. Geride kalmayalım. Şimdi ona da kızar.”

                Aralık ayında Ukrayna ile dostluk antlaşması imzalandı. Sad taarruzu ilkbahara ertelendi. Mahmut Esat Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya, Kara Vasıf Bey’in askeri siyaset hakkında görüşme açılmasını istediğini bildirdi. Rauf Bey’in de Bakanlar Kurulunda aynı konuda görüşme açılmasını önerdiği bildirildi. Mustafa Kemal Paşa sinirlendi: “Bizim siyasetimiz açık ve basit… Herkesi İstiklal ve Milli Egemenlik düşüncesi çevresinde toplamaya çalışıyorum. Siyasetimizi sulandırmalarına izin vermeyin! Bakalım ne yapacaklar.” Rauf Bey, sağlığını ileri sürerek Bakanlıktan Kara Vasıf Bey sebep göstermeden Grup İdare Kurulundan istifa edecekti. Eski Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey çevresinde bir hayli muhalif topladı. Mümkün olanla yetinip barışa geçmek.

                Yarbay Halit Bey Akşehir’e gelerek Albay Asım Bey’e istifa etmek istediğini bildirdi. “Ali İhsan Paşa bana güveniyor. Üstü kaplı belirttiğine göre Ankara’da bazı muhaliflerle teması olmuş. Eğer kendini gösterirse Başkomutan yapacaklarını vaat etmişler…” Albay Asım Bey: “İsmet Paşa kanıt ister. Bir kişinin ifadesiyle yetinmez ki.”

                Önerisi Meclis tarafından kabul edilmeyince Refet Paşa da istifa etti.

                Lloyd George ve bazı bakanlar, Lord Curzon’u dinlemek için toplanmışlardı. Bakanlığım hakça bir barış planı taslağı hazırladı.”dedi.

                Gazi, Kazım Karabekir Paşa’ya Milli Savunma Bakanlığını teklif etti. Paşa uygun görmedi. Kazım ve Fahrettin Paşalar düşünüldü.

                Aralov, güven mektubunu Meclis Başkanı M.Kemal Paşa’ya verdi. Aralov huzursuzca baktı: “Barış içinde yaşamak istiyoruz… Yunanlılara acıyorum. Sorun silahsız çözülür.”

Kaynak: Şu Çılgın Türkler– Turgut Özakman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir